Fakültemizde “Dünya Tek Sağlık Günü” etkinliği düzenlendi. Tek sağlık yaklaşımını tüm dünyaya anlatmak ve farkındalık oluşturmak amacıyla “3 Kasım Tek Sağlık Günü” etkinliği düzenlendi.

Veteriner Fakültesi Bahçesinde maske, mesafe ve temizlik kurallarına uyularak düzenlenen etkinliğe; Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdullah İnci’nin yanı sıra fakülte dekanları, meslek odaları temsilcileri ile akademisyenler katıldı.

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdullah İnci, “3 Kasım Dünya Tek Sağlık Günü” hakkında bilgiler verdi. Dekan İnci’nin açılış konuşmasının ardından etkinlik, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Orhan Yıldız, Diş Hekimliği Dekanı Prof. Dr. Adnan Öztürk, Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Betül Yerer Aycan, Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Uyanık, Kayseri Tabip Odası Başkanı Doç. Dr. İlhan Şahin, Kayseri Diş Hekimleri Odası Başkanı Emrullah Maraş, Kayseri Eczacılar Odası Başkanı Uğur Nuri Akın, Kayseri Veteriner Hekimler Odası Başkanı Akgün Ergül'ün konuşmalarının ardından sona erdi.

 

Veteriner Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Abdullah İnci'nin Konuşması;

Tek Sağlık Konseptinde Zoonozlara Karşı Savaş: Veteriner Hekim Perspektifi

Yaratılanlar arasında hastalıklara ve zorlu tabiat koşullarına karşı en dezavantajlı durumda olan insanın doğaya ilgisi, insanlık tarihi boyunca her zaman yüksek olmuştur. Bu ilgi insan nüfusunun artmasıyla aşırı enerji ve gıda (özellikle protein) taleplerine dönüşmüştür. Bu aşırı kaynak kullanım talebi, beraberinde birçok çevresel felaketi de getirmiştir. Ekosistemdeki bu olumsuz dönüşüm, çevresel felaketlerle sınırlı kalmamış, aynı zamanda birçok bulaşıcı hastalığın da habercisi olmuştur. Ortaya çıkan salgınlar, bölgesel ve / veya küresel ölçekte birçok insan ve hayvanın ölümüne neden olarak muazzam ekonomik kayıplara yol açmıştır. Özellikle insanlar için temel gıda kaynağını oluşturan çiftlik hayvanlarındaki kayıplar, hem açlığın, hem fakirliğin ve hem de hastalıklara karşı bağışıklık sisteminde zayıflamanın esasını oluşturmaktadır.

Hastalıklarla mücadelede, ilaç kullanımından önce yapılması gereken yönetimsel uygulamalar ve aşılama gibi seçenekler var ise öncelikle bunlar yapılmalı ve “Sürü Sağlığı” oluşturulmalıdır. Bu sayede “maliyet-verimlilik” prensibiyle “konak-patojen” arasındaki dinamik denge de kurulmuş olur.

 Zoonotik özelliklere sahip bu salgınlar (bulaşıcı ve / veya bulaşıcı olmayan, ortaya çıkan, yeniden ortaya çıkan, sporadik, salgın ve pandemik) bakteriler, virüsler, mantarlar, parazitler ve prion gibi çeşitli patojenlerden kaynaklanabilir. Patojenlerin bulaşması, doğrudan temas ve / veya dolaylı kontaminasyon (vektör kaynaklı, gıda kaynaklı, su kaynaklı, toprak kaynaklı, hava kaynaklı) gibi çeşitli yollarla olabilir. Şimdiye kadar, etiyolojisi ve epidemiyolojisi bilinen birçok bulaşıcı hastalık (yaklaşık 1 / 3'ü yaklaşık 500 zoonotik karaktere sahiptir) tanımlanmıştır. Her on yılda bir bu sayıya yenileri eklenir. Bu artış ve risk oranı, küresel sağlığı ciddi şekilde tehdit ediyor (Inci ve diğerleri, 2018). Nitekim Covid-19 salgını, artan bu risk ve tehditler nedeniyle ortaya çıkmış ve sonuçta küresel bir biyolojik felakete dönüşmüştür.

Biyolojik afetlerde ortaya konulan mücadele stratejilerinde halkın desteğinin sağlanması çok önemli ve mutlak gereklidir. Bugün için halk desteği ile oluşturulan entegrasyonda günlük hayat içerisinde Hijyen- Maske- Mesafe bütünselliğinin tavizsiz uygulanması, Covid-19 afetine karşı verilen mücadelede başarının temelini oluşturmaktadır. Öte yandan bu Global savaşta, bugüne kadar uygulanan Karantina Prensiplerinden zaman zaman tavizler verilmesine bağlı olarak yeni vaka sayılarında ve/veya re-enfeksiyonlarda artışlar da gözlenmektedir. Bu epidemiyolojik verilerle birlikte karamsarlığa kapılmadan, global bazda oluşturulan/ veya oluşturulacak bir “Erken Uyarı Sistemi” ile tüm paydaşların katılımlarının sağlanması, tavizsiz ve çok iyi yönetilen koordinasyonlarla bütün habitatlarda covid-19 virüsünün attenüasyonunu başarmak mümkündür. Bu zaman aralığında da, üzerinde çalışan bilim insanlarına olan yüksek inancımızla tüm üretim proses basamaklarını tamamlayarak çok kısa süre içerisinde kullanıma hazır hale getirileceğini beklediğimiz Covid-19 aşısının global ölçekli uygulanmasının ve tüm insanlara bu aşıdan yararlanma imkan ve fırsatının verilmesinin zorunluluk olduğunu buradan altını çizerek hatırlatmak istiyorum.

Selam ve saygılarımla 03.11.2020

Prof. Dr. Abdullah İNCİ